NEDİR?

Koroner arter hastalığı, toplumda titizlikle tedavinin gerektiği kalp hastalıkları içinde en sık görülenidir. Koroner, sözcük anlamı itibarıyla “taç” anlamındadır ve kalp kasını besleyen, onu adeta bir taç gibi saran arterlere (atardamar) verilen addır. Bu arterlerin yetersizliği kalp kasında beslenme bozukluklarına, dolayısıyla kalp yetmezliği ve ritm problemleri gibi değişik sonuçlara yol açmaktadır. Ülkemizde yalnızca bu hastalığın tanı ve tedavisini gerçekleştirmek için birtakım büyük hastaneler ve özel merkezler kurulmuştur.

 

Atardamar duvarının sertleşerek damarın iç çapını daraltması, bazen de tamamen tıkaması sürecine ateroskleroz adı verilir. Bu süreç koroner arter hastalığının en sık görülen nedenidir. Yağ katmanları, kolesterol birikimleri, kalsiyum (kireç) damar duvarı içinde birikerek aterosklerotik plak adı verilen oluşuma neden olurlar. Bu plak koroner arter çeperini daraltarak kalbin gerekenden daha az kan ile beslenmesine ya da tamamen tıkayarak hiç beslenememesine (kalp krizi) neden olabilir. Aslında bu süreç yaşlanma ile birlikte vücudun tüm damarlarında zamanla gelişebiri. Fakat bazı risk faktörleri bu süreci hızlandırarak erken yaşlarda koroner arter hastalığı gelişmesine neden olur. 

ETKENLER

Hipertansiyon

Damar iç yüzeyini döşeyen endotel adını verdiğimiz hücrelerin yapısını bozar ve zararlı etkenlere açık hale getirir.
Sigara
Onyıllarca içtikten sonra bırakmanın bir anlamı yok. Hiç şikayet yaratmamışken ve sağlığınız yerindeyken bırakın.

Obezite (aşırı kilo alımı)
Aile öyküsü
Yüksek kan yağları

LDL’nin 160’ın üzerine çıkmasına izin vermeyin

Diyabet (Şeker Hastalığı)

Genetik yatkınlık
Stresli yaşam ve A tipi kişilik yapısı

(heyecanlı, kendini ve çevresini strese sokan)

Düzenli egzersiz yapılmaması 

BULGULAR, HASTADAKİ YAKINMALAR

Koroner arter hastalığı (KAH) tanısı zor bir hastalıktır. Hastalığın erken dönemlerinde genellikle belirti olmayabilir. Fakat koroner arterlerdeki daralma giderek arttığında daha az kan kalp kaslarına ulaşacaktır. Genellikle KAH’ın ilk işareti koroner arterlerdeki daralmanın ciddiyetinin de ilk göstergesidir. Tipik olarak hastanın göğsü ağırır. Biz buna tıp dilinde Anjina Pektoris (göğüs ağrısı) diyoruz. Bu ağrı kalbin yeterli miktarda kanla beslenemediğinin bir göstergesidir. Çok ciddi bir uyarıdır. Bu uyarıyı vücudumuz bize göğüste ağrı ya da baskı hissi şeklinde verir. Ağrının nedeni kalp kasının beslenememesi (İskemi) ya da bir miktar kas dokusunun ölümü (infarktüs) olabilir.
 

Anjinal ağrı dediğimiz bu ağrı kişiden kişiye gerek yer (lokalizasyon), gerekse biçim ve süre olarak farklılık gösterir. Hatta bazı yaşlı kişilerde ve şeker hastalığı olanlarda hiç algılanmayabilir. Bazen anjiyografisi çekilen, hatta ameliyat olan hastalar, kendilerine farkında olmadan defalarca kalp krizi geçirmiş olduğu söylendiğinde çok şaşırmaktadırlar.
Anjinal ağrı şu şekillerde de kendini gösterebilir:

 

Karın ağrısı, hazımsızlık hissi
Göğüste şiddetli baskı hissi
Göğüste sıkışma hissi
Nefes darlığı
Ani gelen halsizlik ve terleme
Yine göğüste başlayan, fakat boyuna, boğaza, çeneye

(hatta dişlere), omuza, sırta ve kollara (özellikle sol kola) yayılan ağrı
Göğüste kramp ya da yanma hissi

Anjina, bazen kişi normalden daha fazla aktifken ya da stresliyken oluşabilir. Böyle durumlarda kalbimiz normalden daha fazla çalışır ve daha fazla kana ihtiyacı vardır. Bazı hastalar anjinal ağrıyı sakin bir şekilde otururken ya da uykudayken ağrı ile uyanarak hissedebilirler. Bu durum yaklaşmakta olan kalp krizinin çok önemli bir habercisidir. Doktorunuz genellikle başlangıçta kalbin iş yükünü azaltan ya da daralmış koroner arterleri nispeten genişletebilen ilaçlarla sizi tedavi eder. En sık kullanılan ilaç grubu kalp damarlarını nispeten genişletebilen Nitrogliserin grubu ilaçlardır. Bunların en bilineni dilaltı hapı ya da spreyi olarak göğüs ağrısı geldiğinde kullanılan ilaçlardır. Aynı etken maddeyi göğüs üzerine yapışkan bir bantla vererek yavaş yavaş dolaşıma karışması da sağlanabilir.

 

Damar çeperindeki daralma zaman içerisinde ilerleyerek ya da plak üzerinde ani pıhtı oluşarak damarı tamamen tıkayabilir. Bu durumda kalp dokusu yaşayabilmesi için gerekli olan oksijeni kandan alamaz. Bu kas dokusu böylece canlılığını kaybedebilir (miyokard infarktüsü). İnfarktüs, latince anlamı itibarıyla doku ölümü demektir, fakat genel kullanım dilinde kalp dokusunun canlılığını yitirmesi olarak yerini almıştır. İnfarktüse uğrayan doku ise kasılma özelliğini yitirir. 

TANIYI NASIL KOYUYORUZ?

İki önemli nokta tanıyı atlamamak ve hastaya zarar vermemektir. Koroner arter hastalığı ile ilgili bazı tetkikler önemli damarlara girişim gerektirir veya yüksek radyasyona maruz bırakabilir. Tanı aşamasında hastayı bu konularda bilgilendirmek gerekir. Yoğun iş temposu nedeniyle anjiyografinin ya da benzer tetkiklerin yan etkileri hastaya yeterince açıklanmayabilir. Bu nedenle ani verilen girişim kararlarında doktorunuzu daha ayrıntılı bilgi vermeye zorlamanızı öneririm.

Göğüs ağrısı, göğüste baskı, sıkıntı hissi, nefes darlığı, ritm bozukluğu gibi sıkıntıların varlığında EKG çekilir.

 

Sonrasında izlenecek tanı yolları:
 

Treadmill egzersiz testi 

Bir koşu bandında düzenli olarak artırılan efor sırasında EKG çekimi yapmak,

 

Kardiyak Sintigrafi

Kalp dokusundaki kan dolaşımını gösteren bir Nükleer Tıp inceleme tekniğidir.

 

BT Anjiyografi

Halk arasında “sanal anjio” da denen ve büyük damarlara girmeden koroner damarların görüntülemesini gerçekleştiren bir yöntemdir. Ayaktan yapılabilme avantajı vardır. Fakat normal koroner anjiyografi gibi böbreğe yük getiren ilaç kullanımı ve radyasyon alımı sözkonusudur.

 

Koroner Anjiyografi

Koroner damarların görüntülemesini sağlayan altın standart bir yöntemdir. Diğer yandan, böbreğe yük getiren ilaç kullanımı ve radyasyon alımı bunda da sözkonusudur. 

HANGİ TEDAVİ SİZİN İÇİN EN İYİSİDİR?

KAH olduğu düşünülen ve anjiyografi yapılan hastanın önünde 4 yol vardır: Normal sonuç çıkabilir ve herhangi bir tedaviye gerek kalmaz.
Koroner arterlerde birtakım darlıklar saptanır, fakat bunlar için ilaç tedavisi (medikal tedavi) yeterli olabilir.

Koroner arterlerde ciddi darlıklar saptanır ve bunlar için balonla genişletme ya da stent uygulaması yapılabilir.

 

Medikal yöntemler ya da girişimsel yöntemler (balon, stent) ile yarar görmeyeceği düşünülen hastalara cerrahi kararı alınabilir (Koroner Baypas) 

KARDİYOLOG KİMDİR?

      KALP DAMAR CERRAHİ KİMDİR?

Tanıyı koyan ve yukarıdaki tedavi seçeneklerinin ilk üçünü yapan (medikal tedavi, balon, stent) doktorlar Kardiyoloji branşına dahildir. Kardiyoloji Dahili bir daldır. Diğer bir deyişle, esasen Dahiliye (İç Hastalıkları) branşının bir yan dalı olarak gelişmiş ve bugün ayrı bir ihtisas dalı olarak gelişmiştir.
Ameliyat kararı verilen hastalarda koroner baypası yapan ise Kalp Damar Cerrahıdır. 

KORONER BAYPAS CERRAHİSİ

Koroner arter cerrahisi, günümüzdeki en kompleks cerrahi işlemlerden biridir. Cerrah, anestezi, perfüzyon ekibi, sonrasındaki yoğun bakım ve serviste çalışan özel eğitim almış hemşireleriyle tam anlamıyla bir ekip işidir. Bu ameliyatın çok yapılması ve çoğu yerde epey deneyimli ekiplerin çalışması yine de ameliyatın basit olduğunu göstermez. Bazı risklerin her zaman için var olduğunu bilmeliyiz. Eğer koroner arterlerdeki daralma balon anjioplasti veya stent yerleştirilmesi ile açılamıyorsa, ilaçtan yarar görme dönemini çoktan geçtiyse ya da bu tedavi yöntemleri daha önce denenmiş ve yeniden daralmalar meydana gelmişse koroner bypass cerrahisi gündeme gelir. Koroner bypass cerrahisi dünyada ve ülkemizde en sık uygulanan açık kalp ameliyatıdır. Bazı kayıtlara göre ABD’de tüm ameliyatların içinde en sık yapılanıdır (ortopedi, fıtık gibi bütün ameliyatları kapsayacak olursak). Bu cerrahinin temeli, daralmış olan noktanın daha ilerisine yeni bir damar ekleyerek bu bölgeye yeterli kan akımını sağlamaya dayanır. Ameliyat sonrasında hastanın ilaca olan bağımlılığı azalır, hastanın yaşam kalitesi yükselir ve yaşam süresi uzar. 

Ameliyat sırasında vücudun kan dolaşımı ve solunum fonksiyonları kalp akciğer makinesi tarafından sağlanır. Bu makine ameliyat sırasında kalbin ve akciğerlerin görevini yaparak, beyne ve diğer yaşamsal organlara yeteri kadar kan göndererek hücrelerin canlı kalmasını sağlar. Bu kompleks cihaz sistemini ameliyat sırasında kendilerine perfüzyonist denilen bir ekip kullanır.

 

Koroner baypas ameliyatı için en sık kullanılan greftler, bacaktan alınan bir toplardamar olan safen ven grefti ve göğüs duvarından çıkarılarak hazırlanan meme atardamarı(internal mamaryan arter) dır. Bunlara ek olarak hastanın yaşı ve hasta ile ilgili diğer durumlar değerlendirilerek, koldan alınabilen diğer bir atardamar olan radyal arter alternatif greft olarak kullanılabilir. Cerrahi ekip bacağınıza yapılan bir kesi ile yeterli uzunlukta safen venini çıkartarak ameliyat için hazırlar. Bu bir toplardamardır ve “yedek damar” olarak adlandırırız. Sadece adaptasyon döneminde damar alınan bacakta hafif şişlikler olabilir, fakat bu durum bacağın yeni duruma adapte olması ile genellikle tamamen kaybolur. Bu dönemde elastik çoraplar düzelmeye yardımcı olur. Diğer bir kesi eş zamanlı olarak göğüs kemiği üzerindeki cildinizde yapılır. Göğüs kemiği bir kemik testeresi ile kesilerek göğüs kafesi açılır. Genellikle sol göğüsteki meme atardamarı (sol internal mamaryan arter) ameliyat için hazırlanır. Bu damara halk arasında “süt damarı” da denir. Bypass ameliyatı adından da anlaşıldığı üzere koroner damarlardaki tıkanıklığı baypas edebilmek (köprüleme) için yapılan bir ameliyattır. Kalp-akciğer makinesine bağlama işlemleri yapıldıktan

sonra kalp metabolizma hızı düşürülerek soğutulur ve durdurulur. Greftin bir ucu koroner arterdeki tıkanıklığın ötesindeki sağlam damar segmentine, diğer ucu ise aorta adı verilen kalpten çıkan ana atardamara dikilerek tıkanıklık baypas edilmiş olur. Hastalıklı damar bölgesi kendi yerinde bırakılır. Bu işlemler yapılırken cerrah adeta zamanla yarışır ve kalbin durduğu sınırlı bir süre içinde baypas işlemini bitirmek durumundadır.

 

Bazı durumlarda kalbiniz ve solunumunuz durdurulmadan, çalışan kalpte koroner baypas ameliyatı da yapılabilir. Bu ameliyat şeklinin hastaya ve hastalığına bağlı bazı avantajları olabilir. Bu cerrahi özellikle kalbin durmasını tolere edemeyecek yüksek riskli kimi hastalarda gerekebilir. 

Ameliyattan sonra yakın izlem amacıyla yoğun bakıma alınan hasta yeterli bir iyileşme sağlayınca servis izlemine alınır; buradaki izlem süreci boyunca da herhangi bir problem gelişmezse ameliyattan sonraki 5-7. günde taburcu edilir. Taburculuk sırasında, evde nelere dikkat etmeniz ve hangi ilaçları kullanmanız gerektiği konusunda ayrıntılı bir şeklide bilgilendirilirsiniz. 

Muayene

Talatpaşa Bulv. No: 27

Kat 5

(Alsancak İş Bankası üstü)

Alsancak, İzmir

Tel

(0232) 464 61 48